Demirtaş: Cumhuriyetin Değerlerine Bağlı Olanlar Bir Araya Gelmeli

Önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı olan Selahattin Demirtaş, kendisine “19. İnsan Adalet ları, Barış ve Dayanışma Ödülü” veren Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) Ödül Töreni için bir mesaj yayınlayarak, teşekkürlerini iletti. Demirtaş mesajında ilaveten çeşitli çevrelere de çağrıda bulundu.

Selahattin Demirtaş mesajında şu ifadelere yer verdi :

“Üyesi olduğumuz toplum; açlık, fakirlik, adaletsizlik, savaş, işkence politikalarıyla terbiye edilmeye çalışılırken, korku ve karamsarlık yaygın ve süreğen bir ruh haline dönüşürken hiçbirimiz oturup durumu seyredemeyiz” diyen Demirtaş, “Sorumluluk duygusuna sahip her bir aydın, siyasetçi, yazar ya da entelektüelin elini taşın altına koyarak topluma liderlük etme görevi vardır” şeklinde konuştu.

“Acilen ve acilen demokrasi bloğunu inşa etme mecburiyetindeyiz” çağrısında bulunan Demirtaş, “ Türkiye toplumunun ezilenleri, ötekileri, demokrasi yanlıları, cumhuriyet dşayetlerine bağlı olanları, şayet bugünlerde bir araya gelemiyorlarsa bir daha katiyen bir arada duramaz, bir arada yaşayamazlar” dedi.

“Bir araya gelip el ele veremezsek endişem odur ki, umut ve cesaret yerini boş hayallere ve korkuya bırakacaktır” uyarısında bulunan Demirtaş, “Lütfen umudunuzu ve cesaretinizi yitirmeyin. Çünkü umut, zifiri karanlıkta bile görebilme yeteneğidir. Çünkü cesaret, zifiri karanlığı aydınlatabilme becerisidir” sözlerini kaydetti.

Shakspeare’in Hamlet’tinden atıfta bulunan Demirtaş, “Kavgaya girmekten sakın. Fakat kavgaya girmişsen karşı taraf senden sakınsın” dedi.

Demirtaş’ın mesajı şu şekilde:

Yazar Ali Gür, Tavanarası isimli Romanında “Yalnızlık tek kafaına kalmak değildir. Hayal edildiğini, özlendiğini bildiğin sürece hasret çekersin yalnızca, yalnızlık değil” diye yazmıştı. Ben de sizler gibi milyonlarca dostum vasıtası ile hasret çekiyorum yalnızca, yalnızlık değil. Ve bu hasretin olanca sıcaklığıyla selamlıyorum hepinizi. Merhaba hoş insanlar, hoş dostlarım.

SODEV’in bu yılki ödülü bana layık görmesi, şahsıma yönelik çok dşayetli bir desteğin, dayanışmanın ötesinde anlamlar taşıyor.

Toplumun bütününün sayıa bir cenderede ağır baskılar altında inlediği böylesi kaotik zamanların anahtar kelimeleri “umut” ve “cesaret”tir. Umudu ve cesareti boş hayaller ve kof kabadayılıktan ayıran şey ise bu kavramların içini doldurmaya dönük kolaylerdir, yani eyleme iradesi ve gücüdür.

Üyesi olduğumuz toplum; açlık, fakirlik, adaletsizlik, savaş, işkence politikalarıyla terbiye edilmeye çalışılırken, korku ve karamsarlık yaygın ve süreğen bir ruh haline dönüşürken hiçbirimiz oturup durumu seyredemeyiz. Sorumluluk duygusuna sahip her bir aydın, siyasetçi, yazar ya da entelektüelin elini taşın altına koyarak topluma liderlük etme görevi vardır.

Hele hele halk, hepimizi göreve çağırırken bir kenarda oturup sonucun ne olacağını bekleyemeyiz. Acilen ve acilen demokrasi bloğunu inşa etme mecburiyetindeyiz. Asgari demokrasi ilkelerinde birleşip mevcut yönetim anlayışına karşı hem etkili bir mücadele yürütmek hem de alternatif bir hükümet olasılığını ete kemiğe büründürmek zorundayız.

Yeni bir anayasa, demokratik parlamenter sistem, güçlü mahalli yönetimler, siyasi partiler kanunu ve seçim barajının demokrasiye makul hale getirilmesi, medya bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, Kürt problemina barışçıl çözüm, bağımsız yargı, özerk üniversiteler, liyakatı esas alan bürokrasi atamaları, inanç özgürlüğü ve laiklik, üretime dayalı ekonomi ve gelir dağılımında adalet, ekoloji ve çevreye saygı, kadın kimliğine eşitlikçi ve özgürlükçü yaklaşım, örgütlenme ve gösteri hakkının her yönüyle güvence altına alınması gibi temel kafalıklarda uzlaşma sağlayan her siyasi ve sivil oluşumun yer alabileceği büyük bir demokrasi bloğu kurulmak zorundadır.

Dşayetli arkadaşlarım, sevgili dostlar,

Bir ödül töreni mesajına sığmayacak kadar kapsamlı bu hususları uzun uzun açma şansım yok. Ancak şunu ifade etmeden de geçemeyeceğim; Türkiye toplumunun ezilenleri, ötekileri, demokrasi yanlıları, cumhuriyet dşayetlerine bağlı olanları, şayet bugünlerde bir araya gelemiyorlarsa bir daha katiyen bir arada duramaz, bir arada yaşayamazlar. Uygulanan zulüm, tahammül sınırlarını çoktan aşmış olduğu halde bizler bütün ayrım lılıklarımızla demokrasi etrafında bir araya gelip el ele veremezsek endişem odur ki, umut ve cesaret yerini boş hayallere ve korkuya bırakacaktır.

Ben bütün kalbimle demokratik birliğe inanıyor, kafaaracağımıza dair büyük bir umut besliyorum. Bunun için de ben dahil bütün arkadaşlarım elimizden gelen gayreti göstermeye, inisiyatif almaya devam edeceğiz. Lütfen umudunuzu ve cesaretinizi yitirmeyin. Çünkü umut, zifiri karanlıkta bile görebilme yeteneğidir. Çünkü cesaret, zifiri karanlığı aydınlatabilme becerisidir.

Sevgili canlar, hoş dostlarım,

İşte SODEV’in bu yılki ödülünün anlamı benim için de eminim halkımız için de tam anlamıyla budur. Umudu büyütmeye, beraber yaşamaya, beraber mücadele etmeye, beraber yönetmeye dair güçlü bir mesajdır bu ödül.

Demokrasi, insan hakları ve barış alanında çok dşayetli çalışmalara imza atmış saygın bir kuruluştan ödül almanın onuru yanısıra bu duyguları da taşıdığımı bilmenizi isterim.

Bu ödül bunun yanı sıra benim sorumluluklarımı da arttırmıştır. Bunun bilincinde olarak demokrasi ve insan hakları mücadelesini daha bir şevkle ve moralle sürdüreceğim. Hele hele iktidar sözcülerinin yandaş medya eliyle beni ve arkadaşlarımı yalanlarla, iftiralarla karalamaya, linç etmeye devam ettiği bu dönemde dostlarımızdan gelen bu dayanışma çok çok kıymetlidir. Tüm yıpratma, yok etme, itibarsızlaştırma kampanyalarına rağmen tek bir geri adım atmadan mücadeleme devam edeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın. Shakspeare’in Hamlet’te Polonius’un ağzından ifade ettiği gibi “Kavgaya girmekten sakın. Fakat kavgaya girmişsen karşı taraf senden sakınsın.”

Çok dşayetli dostlarım, şu anda salonda olan ya da olamayan arkadaşlarım,

Şundan emin olun ki aydınlık, mavi günler yakındır. Sadi Şirazi’nin dediği gibi, “Sarayına çürük temeller atanlar, onu henüz yaparken yıkmış ollinkar.” Güzel bir geleceğin çok yakın olduğunu düşünüyorum. Sarayla saltanatlar çökecek elbet. Biz sonrasına da hazırlıklı olalım.

Bu duygu ve kanaatlerle sizlere seslenirken ödül jürisinin dşayetli üyeleri kafata olmak suretiyle SODEV kurucularına ve yöneticilerine, sevgili Başkan Ertan Aksoy’a demokrasi, insan hakları ve barış mücadelesindeki emeklerinden kaynaklı şükranlarımı sunarken, ödüle beni layık gördükleri için de tek tek teşekkür ediyorum.

Bu zorlu ancak hoş yolculukta hepimizin yolu açık olsun diyor, sizlere yürek dolusu selam ve sevgilerini gönderiyorum. Özgürlükte buluşmak dileğiyle.

11 Ocak 2020 Edirne/ Edirne- Siyaset --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ajans Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ajans Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.