Promptera Muhtaç Olan Zihniyet Kalktı Kadir İnanır'a, Selahattin Demirtaş'a Saldırdı

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Sezai Temelli partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Yargı reformunun 'kimseye hayrının olmadığını' söyleyen Temelli, "Reformdan faydalanan yegane insanlar yeşil pasaportu olan avukatlar" dedi.

Kayyımlara karşı çıkılmadığı için her yere yayıldığını belirten Temelli, Urla'ya atanan kayyımı hatırlatarak ve muhalefetin tavrını eleştirdi. Temelli, "Kayyum hiçbir yere yakışmaz. Kayyuma karşı çıkıyorsak Van'da da karşı çıkacaksın, Amed'de de karşı çıkacaksın Mardin'de de karşı çıkacaksın. Eğer karşı çıkmıyorsan siyaseten o cüzde senin adın artık yoktur" ifadelerinin kullandı.

Sezai Temelli'nin konuşmasının satır başları şöyle:

"İktidarda kalmalarının yolu savaş politikalarına dayanıyor"
"Bugün Türkiye'nin diplomasisi, olmayan dış siyasetinin şekillendiren şey aslında iç siyaset. İçeride iktidarda kalabilmenin yolu işte böyle bir savaş politikasına dayanıyor. Çünkü içerideki rejimleri aslında bir hukuksuzluk rejimidir. Meşru hukuku askıya alanı, gayrimeşru bir hukuk sistemiyle ayakta durmaya çalışan bir iktidardan bahsediyorum. Bir istisnai durumu, inanılmaz durumu yaygınlaştıran, tecriti mutlaklaştıran bir iktidardan bahsediyorum. Bu hukuk anlayışı Türkiye'yi çürütmektedir, tüketmektedir. Beraberinde sınırlarının ötesine de savaşı şiddeti yaygınlaştırmaktadır. Ciddi bir yargı problemuyla karşı karşıyayız. Bu tecrit hukukundan kurtulmadan bu yargı problemu, felaketi devam edecektir.

"Yargı reformunun kimseye hayrı yok"
"Yargı reformu yapıyorlar, reformdan faydalanan yegane insanlar yeşil pasaportu olan avukatlar. Başka kimseye bir hayrı yok reformun. Hâla yargı reformu yapacağız diyorlar. Dün sevgili Eş Başkanlarımız Sabahat Tuncel ve Gülten Kışanak'ın davası vardı. O olmayan yargı reformuna karşı, o olmayan hukuka karşı orada bir direniş vardı. Bir adalet mücadelesi vardı. Buradan, Sabahat Tuncel'e de Gültan Kışanak'a da sevgilerimi saygılarımı yolluyorum.

"Bakın neyin üzerinde çalışıyorlar? Çocuk istismarına af peşindeler. çocuk evlilikleri meşrulaştırma peşindeler. Zihniyet bu. Yargı reformu dediğiniz şeyde atılacak ilk adım, bunun sözünü bütün halklarımıza veriyoruz, Terörle Mücadele Kanunu'nu kaldırmak olması gereklidir. Bunu da kesinlikle kaldıracağız.

"Kendi çıkarttıkları kanun ları bile tanımıyorlar"
"Kanun bile tanımıyorlar artık. Kendi çıkarttıkları kanun ları bile tanımıyorlar. Bunu adı kayyum rejimidir. Kayyum zihniyetidir. Bizim belediyelerimize kayyum atıyorlar ancak yargıya atıyorlar, Merkez Bankası'na atıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi dediğimiz şey bir kayyum rejiminden diğer bir şey değildir.

"Demokrasinin kırıntısına bile tahammülleri yok"
"Bakın Adalet kari'de eylem ve aktiviteler yine kanun klanmış. Uzatılmış kanun klar. Her yerde eylem ve aktivite kanun kları getiriyorlar. Çünkü Kayyum rejimidir. Belediye eş başkanlarını kanun lara aykırı bir biçimde görevden alıyorlar ancak belediye meclislerini de feshediyorlar. Belediye meclislerini de işlevsiz hâle getiriyorlar. Çünkü demokrasinin kırıntısına bile tahammülleri yok. Bunu değiştirecek olan bu ülkenin muhalefeti, demokratları olmalı. Bu ülkenin aslında toplumsal muhalefeti olmalı. İlk günden ifade ettik; Bu kayyum rejimi dedik, inanılmaz hal aklı dedik darbe mekaniğinin yansımasından diğer bir şey değildir. Buna karşı çıkmazsanız her yere sirayet eder. o yüzden siyaseti özgürce kayyum rejiminin karşısın dikilmeli dedik. Bu iktidarın karşısına dikilmeli dedik. Kayyum her yere yayılıyor. Biraz önce kurumları saydım. Urla'ya da kayyum atandı. Siyaset bugün içine sürüklendiği yerden dedi ki; 'Urla'ya kayyum yakışmıyor' dedi. Öyle muhalefet olmaz, Kayyum hiçbir yere yakışmaz. Kayyuma karşı çıkıyorsak Van'da da karşı çıkacaksın, Amed'de de karşı çıkacaksın Mardin'de de karşı çıkacaksın. Eğer karşı çıkmıyorsan siyaseten o cüzde senin adın artık yoktur.

"KHK'lı 135 bin şahsa yönelik yaptırımların hepsi hukuk dışıdır"
"Bu ülkede şiddet, kayyum rejimi, inanılmaz hal hukuku yaygın bir hukuk. Bunun en büyük mağdlinkarı da KHK ile ihraç edilmişler, emekleri aşları elinden alınmış insanlar. 135 bin insandan bahsediyorum. Bunlara yönelik zulüm bitmiyor. Aslında 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında iktidarın bizzat başlattığı cadı avından bahsediyorum. Bu 135 bin insanın geleceği dair tüm hakları gasp ediliyor, ellerinden alınıyor. Banka hesabı açamıyorlar. Engelli çocuğuna yönelik aylık kesiliyor. Bu nasıl bir düşmanlıktır. Bu nasıl bir zihniyettir. Bu nasıl bir acımasızlıktır. Gözleri artık iktidarda kalma uğruna hiçbir şeyi görmüyor. Gözlerinin karartmışlar. Bugün 36 OHAL Kararnamesiye ihraç edilmiş 135 bin şahsa yönelik yaptırımların hepsi hukuk dışıdır, kanun dışıdır.

"İçişleri Bakanı olan zat, 38 kez Anakanun yı ihlal etti"
"Anakanun nın asli maddelerinin bile ihlal ediyorlar. Anakanun ihlalinde esasen aslında sınır tanımıyorlar. Bakın bugün İçişleri Bakanı olan zat, 38 kez Anakanun yı ihlal etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı görmüyor, duymuyor. Buradan bir kez daha çağrı yapıyorum; senin birinci görevindir Anakanun ihlallerine karşı harekete geçmek. Benim söylememem gerek yok yok, sen resen harekete geçmelisin. 38 kes ihlal etti ve hiçbir adım atılmıyor. Bu nefret bu vicdansızlık,bu saldırılar devam ediyor. Şiddet devam ediyor. Çünkü yalnız şiddetle o korunaklı iktidar alanlarında tutunabiliyorlar."

"Hiçbir faşist zihniyetin kadın erkek eşitliğine inandığını görmedim"
"Kadına şiddet hiç hız kesmiyor. Cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren politikaların müsebbibi bu iktidardır. 17 yıldır iktidardalar. 2003 yılında kadın cinayeti adetsı, yani iktidara geldikleri yıl, 83'müş. Şimdi 2019'da bu rakam 474'e çıkmış. Dehşet verici bir artış. >İnsanın aklı almıyor. Ve gün geçtikçe kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri artıyor. Dersim'de bir sürü vakayla karşılaştık. En son Gülistan Doku, 10 gündür kayıp bulunamıyor. Bir şiddet mağduru. Bunu herkes söylüyor. Ama daha dün polisler, arama çalışmalarına lütfederek katıldılar. Kadına şiddet devam ediyor. O sırada HakBakanlığı bir genelge yayınlamış. Genelgeyi niye yayınladı diye merak ettik. Beşinci maddesinde espri saklı. Diyor ki; 'basın bu davaların artık üzerine gitmesin'. Yani kadına yönelik şiddeti ve cinayetleri, kamuoyundan, toplumdan saklamaya çalışıyorlar. Tabi İçişleri Bakanlığı durumu. O da bir genelge yayınladı bu hususta. Çıktı konuştu, atıyor, tutuyor. Biliyorsunuz çok seviyor atıp tutmayı. yeni dedi. Yeni hiçbir şey yok genelgesinde. Yeni diye kalktı bunu halka insanlara halka anlattı. Ve onun üzerine bir iki gün sonra, Berfin Özek'in yüzünü asitle yakan ve bir gözünü kaybetmesine neden olan Casim Ozan'a verilen 13 yıl hakirli cezası üzerinde önce Aile Bakanı sonra da Ak Parti Başkanı konuştu. Yasa tanımaz, hukuk normlarının dışında bir konuşma. İşin o kısmı bir tarafa ama konuşmasının tam yazınıne baktığınızda, araya şunu sıkıştırmış; 'Batı'da daha fazla kadın öldürülüyor'. Buradaki Batı Edirne'nin batısı. Sonra devam ediyor, 'Daha çok çocuk yapın'. Bunu da batıya söylüyor ancak Osmaniye'nin batısı. Yani bu batı meselesi üzerinde içindeki kadın düşmanlığı, kadına yaklaşımını, ırkçı yaklaşımını bir kez daha ifşa etmiş oluyor. Çünkü kendisi demişti, 'Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum'. Evet inanamıyor. Bunda samimi. Ben esasen dünya tarihinde hiçbir faşist zihniyetin kadın erkek eşitliğine inandığını görmedim.

"Grup Yorum'un konser kanun ğı bir an önce kalkmalı"
"Şiddet bitmiyor. Sanata şiddet devam. Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek açlık grevinin 210. gününde. Ne istiyor Grup Yorum üyesi İbrahim? Konser vermek istiyor. Konser kanun ğı var. Sanata yaklaşımları bu. Neden? Çünkü Grup Yorum protest müzik yapıyor. Yani sanatın muhalifine karşıyız. Yasaklarız. Bir an önce o konser kanun ğını kalkmasını istiyoruz.

"Promptera muhtaç olan zihniyet kalktı Kadir İnanır'a, Selahattin Demirtaş'a saldırdı"
"Sevgili Kadir İnanır'a yönelik bir saldırı gerçekleşti. Çünkü sevgili Selahattin Demirtaş'ın bir eseri sahnelenmiş tiyatroda. Buna tahammül edemeyen iki satır komposizyon ödevi yazmaktan aciz. İki cümle kuracak olsa promptera muhtaç olan zihniyet kalktı Kadir İnanır'a da Selahattin Demirtaş'a da saldırdı. Sen önce bir okumayı yazmayı öğren. Sanat senin neyine. Sanata laf etmek senin ne haddine. Ve onun arkasına da Kobani'yi sıkıştırdı. Oradan aklınca aba altından soba gösteriyor. Kobani meselesi tam da bizim meselemiz. Aydınlatılması gereken mesele. Kobani sürecinde katledilen o insaların hesabını biz soruyoruz. Belgeleri ortadadır. Meclis'e verdiğimiz araştırma önergeleri bellidir. Her seferinde o araştırma önergelerini Ak Parti Milliyetçi Hareket Partisi oylarıyla reddettiniz. Açsaydınız o zaman araştırsaydınız o zaman gerçekler ortaya çıksaydı"

14 Ocak 2020 Ankara/ Etimesgut- Gündem --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ajans Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ajans Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.